YARDIMCILARINIZI NASIL SEÇERSİNİZ…?

 

 

            Her zaman için geçerli olan doğru şudur; yardımcılarınızı akıllılardan seçin. Arkadaşlarınız bilgili, muhâkemeli, mantıklı kimselerden olsun. Çevrenizi dalkavuk ve eyyamcılardan temizleyin. Göreceksiniz ki, sahip olduğunuz sıhhatli yardımcılar, sağlam destekçiler, akıllı çevre… size hakkı söyleyecek, doğruyu gösterecek, başarınıza sebep olacaktır.

            Bunu yapmayıp dalkavuklara, eyyamcılara iltifat ettiğiniz müddetçe size isabetli karar vermek nasip olmayacak, başarı da bir gün baş aşağıya dönecektir. Bir cahiliye devri insanı olan Nuşirevan’ ın dillere destan olan başarısı, akıllı veziri, doğruyu söylemeyi başaran yardımcıları yüzünden olmuştur. Bunlardan bir tanesinin misalini arz etmek istiyorum sizlere…

            İlk senelerde bir hayli keyfine düşkün, ülkesini ihmal eden ve bir seyahat adamı olan Nuşirevan, bir av gezintisinde durup bir ağaç altında dinlenmeye başlar. Bu sırada karşıdakibir bağın damında ötmekte olan baykuş’ un sesi de kulağına hoş gelir. Yanındaki vezirine merakını anlatır: Şu baykuşun ötüşünü çok ama çok merak ediyorum. Acaba ne diyor karşısındakine? İnsan kuşların dilinden anlasa ne kadar zevkli olur değil mi? Akıllı vezir, beklediği fırsatın geldiğini tahmin eder. İkazın zamanı geldiğini düşünür ve hemen harekete geçer.

            Efendim, bendeniz birazcık anlarım kuşların dilinden! Nasıl olur? Sen şimdi şu baykuşun söylediklerini anlıyor musun? Tabi efendim, vaktiyle bu konuda biraz çalışmışımdır, merak etmeye başladım, çabuk söyle öyle ise, bunlar ne diyor birbirlerine! Akıllı ve gerçekçi vezir biraz sakinleşir, mantığını, muhakemesini iyice toparlar… Baykuş sesinin geldiği tarafa kulağını kabarttıktan sonra: Efendim anladım ne dediklerini… diyerek başlar anlatmaya. Şu taraftaki baykuş diyor ki;

            Oğlum için senin kızına dünürlük ediyorum. Bana kızını gelin olarak ver? Öteki baykuş da buna cevap olarak diyor ki; senin oğluna kazımı vermeye veririm ama başlığım büyük olur, gücün yeter mi bakalım isteyeceğim başlıktan? Peki söyle bakalım, neymiş senin isteyeceğin büyük başlık? Ben kızıma başlık olarak tam bin tane virane ev isterim! Bin virane ev verirsen kızım senin oğlunun olur. Sözün burasında Nuşirevan merak eder: Peki ne diyor buna öteki baykuş. Vezir şöyle der: Öteki baykuş buna şu cevabı veriyor “Merak ettiğin şeye bak! Bin tane viranenin sözü mü olur? Bu milletin başında Nuşirevan gibi bir hükümdar varken…Sen biraz daha bekle, bu hükümdar bu tutumunu biraz daha sürdürsün göreceksin bin tane virane ev değil, bin tane virane kasaba vereceğim sana…kasaba…”

            Bu kuşdili tercümesinden sonra düşünmeye başlayan Nuşirevan toparlanır… Bunun ne demek olduğunu pekiyi anladım der. Bundan sonra kendimi toparlayacak, tutumumu düzelteceğim. Bu millete viraneler değil, mamureler kazandıracağım. Beni bu kuşdili tercümesiyle pek güzel ikaz ettin. Bundan böyle ölünceye kadar yanımda vezirim olarak kal ve asla ayrılma…

            İşte Nuşirevan’ ı Nuşirevan yapan bu ikaz ve bu çeviridir. Ya sizler nasılsınız…?

            Saygılarımla…

 

 

                                                                                                             Osman Nuri BESİ

                                                                                                      İlçe Yazı İşleri Müdürü

           

           

 

FOTOĞRAF GALERİSİ