VATANA İHANET…!
 
 
            Geriye dönüp baktığımızda, kendi geçmişimizden, tarihimizden çok şeyler almamız gerektiğini görüyoruz. Hâlbuki bizler, ecdadımızın kültürel örf ve adetlerini bırakarak, adeta utanç verici bir yaklaşım sergiliyoruz.
 
“Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak,
          Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak,”
 
            Geçmişi olmayanın, geleceği olmayacağı gibi, geleceği de karanlık görerek azmi bırakmak şairin dediği gibi “Herhalde alçak bir ölüm”dür. Milli birlik ve beraberlik şuuru içerisinde büyük devletler kuran ecdadımızın bize bıraktığı medeniyete ve kültüre sahip çıkmamız gerekir. Azim ve inançla, ama yılmadan; doğan ve batan günle selamlaşan bayrağımızın destanını hatırlayarak bu güzel cennet vatanımızı içten ve dıştan yıkmak isteyen şer odaklarına gereken dersi vermeliyiz, vereceğiz de... Sakarya Meydan Savaşında “Hatt-ı müdafaa yoktur, sathı-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatanındır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla işlenmedikçe terk olunmaz.”diyen M. Kemal ATATÜRK, bütün vatan toprakları için ayrım gözetmeden, vatan evlatlarının bütünüyle vatan uğruna ölmeye davet etmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir H.Ş :”İki göz cehennem ateşine haram kılınmıştır. Bunlardan birisi Allah için ağlayan göz; diğeri vatan için nöbet bekleyen göz” olarak bildirilmiştir.
            Türk milleti binlerce yıllık devlet geleneğine sahiptir. Tarihlerin Türk Milleti ve kültüründen söz etmediği bir döneme rastlamak mümkün değildir. Döneminde dünyanın en büyük ve en güçlü teşkilatını kuran Osmanlı Yöneticileri, bünyesinde yer alan bütün milletleri barış, huzur ve adalet içerisinde yönetmiştir. Mülkün temeli olduğunu her zaman savunduğumuz ADALET kavramı tam anlamıyla yaşatılmıştır. Kurallar, padişahlar dâhil herkese eşit olarak uygulanmıştır. Bu durum Osmanlı Devletinin yükselme döneminde yani en güçlü döneminde zirveye ulaşmıştır. Müslüman olanlar adalet içerisinde yaşarken, gayri Müslim olanlarda huzurun zirvesine erişmiştir. Bu durum Osmanlı’da devlet yönetimindeki zayıflamaya paralel olarak şekil değiştirdi ve çürümeler başladı. Büyütüp beslediği milletler mozaiğinin ihanetleri ile karşı karşıya kaldı. Dış baskılara karşı koyabilmek ve şirin görünebilmek için ard arda yapılan ıslahatlar bozulmayı daha da hızlandırdı.
            Ülkemizde kurumlar içerisinde yuvalanmış, terör örgütü FETO/PDY tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde Yüce Türk Milletine ve Milli İradeye karşı bir kalkışmada bulunulmuş ve o gece milletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine meydanlara akın ederek bu topraklarda demokrasinin ve egemenliğin yegâne sahibinin millet olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
            Bu millete öyle bir ihanette bulundunuz ki; tarih boyunca lanetleneceksiniz…. Sizler;
Hem münafık, hem fitne bazsınız- Hem hain hem de nankörsünüz- Hem yalancı hem de alçaksınız. Başarılı zannettiğiniz okullarınızı çaldığınız sınav sorularıyla parlattınız. Toplumu uzun yıllar kandırdınız.
            Bu yalan organizasyonunuzu tespit eden bu milletin yiğidi ve Başkomutanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN oldu. Sizin maskenizi düşürdü. Bütün kininiz ve düşmanlığınız bununu için mi başladı? Cumhurbaşkanlık Makamından tutun da Genel Kurmay Başkanlık Makamına kadar planlarınızı kurdunuz…Bu Aziz milleti sırtından hançerlediniz, Türk Bayrağına ve bu yüce Vatana ihanet ettiniz… Türk Ordusunun şeref ve gururuyla oynadınız…Siz ekmeğini yediğiniz, suyunu içtiğiniz bu aziz millete kurşun sıktınız, meclisini bombaladınız, köprüleri işgal ettiniz, jetlerimizle uçuş yaptınız Alçaklar…!Aslında bu vatanı işgale hazırladınız, hainlerle birlikte çoktan paylaşmıştınız ülkemizi…İnşaallah siz de acı ve keder içinde ihanetiniz ile ölürsünüz…
          Diğer yandan gün geçmiyor ki; bir şehit haberi gelmesin Ülkemizde... Keşke şu ölümler olmasa, yüreklerimiz yanmasa. Bu cennet vatan üzerinde kardeşçe yaşayabilsek. Peki, barış ve huzur içinde yaşamayı engelleyen ne? Barış ve huzur ancak kendimize ait topraklar üzerinde sağlanabilir.
 
“Sahipsiz kalan vatanın batması haktır,
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”
           
            Bu güzel cennet vatanda yaşayıp ta vatanına, bayrağına, milli ve manevi değerlere ihanet eden, Vatan Hainlerine seslenmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Biz ölür şehit oluruz, sizler ölüp hain olmayın! Kutsal değerlere ihanet eden kişilere nasıl güvenilir. Vatanına ihanet eden kişilerin cenaze namazı dahi kılınmadığı gibi bu dünyadan da cezasını mutlaka çekmeli, bunların dilleri koparılmalı, bu hainlere çanak tutanlar susturulmalıdır. Demokrasi, insan hakları v.s. gibi bir takım değerlerin arkasına sığınanlar bu gerçekleri iyi bilmelidirler. Bu mu insan hakları... Bu mu demokrasi...Bumu insanlık…
            15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Gününde hayatını kaybedenlere ve tüm şehitlerimize Allah’ tan rahmet gazilerimize sağlık ve mutluluklar diliyorum.
            Saygılarımla arz ederim.
 
 
 
 
                                                                                                                                                                                                                                                                   Osman Nuri BESİ
                                                                                                                                                                                                                                                                İlçe Yazı İşleri Müdürü
                                                                                                                                                                                                                                                                     Yedisu-BİNGÖL
                                                                                                                     
 
 
 
 
 
 
 
 
 
FOTOĞRAF GALERİSİ