İŞTE… ELİ ÖPÜLMESİ  GEREKEN İDARECİLER …!

            Evet dostlar… Bugün sizlere birer vatandaşlardan bahsedeceğim. Bu vatandaşlar herhangi sıradan birer insan değil, tabiri caiz ise “PİRAMİDİN TEPESİNDE” birer vatandaş…Yani  KAYMAKAM…Çocukluğumuzdan beri bizlere öğretilen Kaymakamlara saygı duyulması gereğidir. Çünkü onlar dertlerimizi dinleyendir. Öyleyse ;

            Vatandaşa sorulsa kimdir Kaymakam diye, alınacak cevap muhtemelen ilçenin en büyük mülki amiri olacaktır. Kanunlara saygılı, Devlete bağlı, siyasete her ne hikmetse bulaşmamış, temiz ve saf vatandaşlar için Kaymakam yörenin en büyük en saygıdeğer insanıdır. Devleti temsil eder, hata ve yanlış yapmaz, yapılmasına da asla fırsat vermez. Vatandaşlarımız devletin babalığını onda görür ve görmek ister. Anadolu’nun küçük kasaba ve ilçelerinde sokakta onu gören vatandaşlar oturuyorlarsa ayağa kalkar, sigara içiyorlarsa avuçlarına saklar, karşıda geliyorsa yol verir, yanındakiyle konuşuyorsa susar, ceketinin önü açıksa kapatmaya çalışır, selam verir, izzet ve ikramda bulunmak için yırtınıp, hırpalanır… Gerçekten ilçenin her türlü probleminden sorumlu tutulan, kendisinden her zaman ve her yerde gözü kulağı olması beklenen ve bilgili olması gereken Kaymakamlık mesleği; bir meslektaşımın da belirttiği gibi;

            “Sen mesulsün kazanın haydudundan kurdundan,

              Ovadaki itinden, yayladaki bitinden”

Diyerek bu mesleğin çok ağır bir yönetim işi olduğu belirtilmektedir. Zira Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadislerinde “Ümmetimden iki sınıf düzelirse, bütün insanlar düzelmiş olur; bozuldukları vakit bütün insanlar bozulur. Bunlar amirler ve âlimlerdir.” Buyurmaktadır.

            Büyük adamlar ve liderler, ülkelerin ve milletlerin en buhranlı dönemlerinde ortaya çıkarlar. Kapıların duvar olduğu, gecelerin nihayetsiz zannedildiği anlarda kurtuluşu mümkün ve yakın olduğunu müjdeleyenler hep lider ve örnek insanlardır. Lider, ekibine yürekten bağlı içinde çıktığı toplum gücünü bilen onlara sürekli mücadele azmi aşılayan kişidir. Lider insan, karşısındakini ağlatabilmek, gönül telini titretebilmek için önce kendisi ağlamalı ve kendi gönül teli titremesi lazımdır, bir anlamda “ Kenar’ ı Dicle’ de  bir kurt kaparsa bir koyunu, gelir de Adli ilahi Ömer’ den sorar onu”  şuurundaki adam olmalıdır. O, gecesiyle gündüzüyle üzerindeki yükün ağırlığını bilen, görev emanetini hakkıyla ifa eden adam olmalıdır. Şimdi bunlara örnek bir iki olay anlatmak istiyorum…

            İdarecinin Sesi Dergisinden de yayınlanan  Tekirdağ  Vali Yardımcılığından emekli sayın Selahattin ALPDOĞAN’ın “Bizim İnsanımız Buydu”  başlıklı yazısında, yıllar öncesinde yaşamış olduğu hatırayı dile getirmek istiyoruz..

Yıl 1963 “Askeri İdare Dönemi” Mardin İli Silopi ilçesinde henüz çiçeği burnunda genç bir askeri Kaymakam olarak askerliğimi yapıyorum. İlçe o zamanlar, her türlü imkânlardan yoksun adeta bir köy durumundaydı. Günlerden bir gün bir dağ köyüne iş icabı gittiydim. Köy girişinde muhtar ve azalar karşıladı. Bir mescidin önünden yürüyerek geçiyordum. Bir ihtiyar, ağacın gölgesinde uzanmış dinleniyordu. Yanına yaklaşarak konuşmak istedim. Çırpınmaya ve Kürtçe bir şeyler söylemeye başladı. Muhtara sordum. “Köye tahsildar gelince çok sert davranıyor da… “Sizi görünce döver diye korkarak yalvarıyor “  dedi. ”Ona söyle, o benim babam yaşında, ona vurmak değil, elini öperim.” Diyerek elini tutup kaldırarak yürümeye başladık. Adam titriyordu. Muhtara tekrar nedenini sordum. “İleride tahta köprü var. Orada bir şey yapar mı diye korkuyor.” Bu duruma çok üzülerek sıkıca koluna sarılıp tek odalı, geceleri iki keçisini bağladığı ve sekide eşiyle yattığı badanasız yoksulluk kokan evine ve ihtiyar karısına “ ana” diyerek elini öpüp sarıldım ve biraz dinlendim. Aradan birkaç gün geçmişti. Bir sabah erken saatte kapı açıldı. Kolunda bir çıkınla bu ihtiyar içeri girdi. Ziyarete, vasıta olmadığı için 20 km’ lik yolu yürüyerek gelmişti.  ---- Anan dedi ki; Silopi’de lokanta yokmuş. Bizim iki tavuğu kesip pişirdi. Yanına da sac ekmeği koyarak sana gönderdi.” Zaten birkaç tavuğu vardı bunu görmüştü.” Fazlasıyla duygulandım. Gözyaşımı göstermemek için pencere önüne gidip dışarı bakarak konuşmaya başladık. İşte benim insanımdı bu, iki kızını başka köye evlendirerek göndermiş. Yoksulluk içinde yaşıyor. Ama kaderine razı olmuş. Yaptığım şey sadece ilgi göstererek evine gidip hanımının da elini öpmekti. Ama o büyük bir özveriyle bana ta 20 km mesafeden tavuk gönderiyor.

Aradan çok uzun yıllar geçti. O ihtiyarlar ölmüşlerdir. Yalnız bu düşünce ve insanlığa sahipler oralarda ne kadar sayıdadırlar dersiniz? Hele o bölgedeki olaylardan sonra o günlerde bekâr evimizde pencere açık olarak da hiçbir şey düşünmeksizin uyurduk.

Yazı ile ilgili İdarecinin Sesi Dergisinin değerlendirmesi ve yorumu şöyledir. “Keşke yazıda sözü edilen Güney Doğulu ihtiyarı ve emsallerini yıllarca sadece tahsildar ve jandarma ile karşı karşıya bırakmasaydık. Keşke yediden yetmişe şehirlisi ve köylüsü ile her insanımıza Türkçe konuşmayı öğretebilseydik ve keşke biz Türkçe öğretemediğimize göre Doğuya göreve gönderdiğimiz (Kaymakam, Savcı, Jandarma Komutanı başta olmak üzere) her görevliye Kürtçe öğretebilseydik. Sanırız durum bugünkünden biraz daha farklı olurdu…

Ağustos 1998 tarihinde İlçemizde göreve başlayan Kaymakam Sayın Yakup CANBOLAT’ a bir gün İlçemiz Döşengi Mahallesinden dul ve yaşlı bir kadın (Saadet BÖKE) ziyarete geliyor. Kürtçe; yavrum Kaymakam Bey’ in dairesi neresidir. Hayırdır teyze, Vakıf için Kaymakam Bey’ in yanına gidiyorsan sana dilekçe yazalım da öyle yanına git…Hayır yavrum bir haftadan beridir elektriğim kesiktir. Kime söyledimse ilgilenen olmadı da onun için yanına gidiyorum. Bu sesleri duyan Kaymakam Bey salona kadar gelerek yaşlı teyzeyi dinliyor ve çok duygulanıyor. Bizzat kadının evine giderek evin de sorununu çözüp diğer ihtiyaçlarını da gideriyor. İşte örnek insan ve kalıcı eserler, o kadın yıllar sonra vefat etti ve yıllar geçse de bu olay bizlere örnek bir davranış olarak kalmıştır. Kaymakam Bey’in  her adımı ayrı bir hatırayı andırıyor….Yedisu’ da. Sizinle gurur duyuyoruz. İşte eli öpülecek idarecilerimiz. Örnek alınması gelen idarecilerimiz… Selam Cumhuriyeti bu örnek davranışlarıyla yaşatan ALPDOĞAN ve CANBOLAT’ lara… Duygulanmamak, efkârlanmamak elden değildir. Sizlerle gurur duyuyoruz….

Saygılarımla…

                                                                 Osman Nuri BESİ

                                                           İlçe Yazı İşleri Müdürü

                                                                       Yedisu-BİNGÖL

 

                                                                                                          

FOTOĞRAF GALERİSİ