Dağlar, doruklarında resimler çizer Yedisu’da... Mor, yeşil ve sarı yamaçlarından buz gibi soğuk sular akar...Peri Suyu etrafındaki bahçelikler, Çavuşlu ve Perçivenk’te bulunan “ŞELALE” başlıca tabiat harikası yerlerdir. Birbirinin ardı sıra uzanan Şeytan Dağları... Başı dumanlı, karlı ve yaslı dağlar...Az mı şehit aldın baharın sabahında, erinden en üst rütbelisine kadar. Bağrını yırtarak Yedisu Vadisinde akan Peri Suyu... Çatlamış dudaklara  merhem, şifa gibi, buz gibi  su...YEDİSU...Dilinde bahar türküleriyle karlara inat açar.Toprağa boyun eğmiş bir gelincik ve yol beklemekten usanmış aşık...ve Çavuşlu Dağı arkasından her sabah süzülerek doğan güneş. Dağları kekik kokan Yedisu’ nun güzelliklerini insan seyretmeye doyamıyor. Yeşil çayırların başında çadır açan yaylacıların türküleri kulaklarımızı okşarken, dağ yamaçlarına yayılan mor koyunların kuzuları yarı bir canlılık verir bu yaylalara. Vatan savunmasında canlarını seve seve veren Mehmetçiğin hatıraları bu topraklarda gizlidir.Yeşil çayırlar arasında yükselen hafif tümsekçiklerin içinde mutlaka bir şehit olayı olmuştur; tıpkı 7 Kasım1997 sabahında Kabayel tümsekçiklerinde şehit olan Tabip Asteğmen Yüksel Bey’in şahadet mertebesi gibi...Her birinin ayrı bir destanı vardır buralarda…

    Engebeli arazilerden geçen yollardan sonra varılan YEDİSU İlçesi, renkli bahçelerle süslüdür. Yıllarca yolsuzluğun (Ulaşım) ve mahrumiyetin çilesini çekmiştir. Meydanlarda barların oynandığı, düğünlerinde davul zurnaların çalındığı, çayırlarında futbol maçın oynandığı, Yedisu İlçesi’nin iklimi sert olmakla beraber havası güzel, güneşi bol ve suları nefis olan İlçe de sıcaklık, birlik ve beraberlik izlenimleri yaşar. İyiliksever, cana yakın, mert ve dürüst idareci ve insanlarla dolu olan burada hayat daha canlı ve mutlu, umutlu bir görünüm yansıtır. Bütün bu güzel vasıflarıyla İlçe insanı devletle bütünleşmeyi, birlik ve beraberliği pekiştirmeyi hedeflemektedir.

         İşte insanımızın, toplumumuzun anatomisi; dağ gibidir, başı dumanlı, dertli ve yorgun... Her karış hayattan bir iz taşır, yüreğe çökelmiş bir derdi yansıtır. Belki yalçın bir dağın yamacında evladını kaptırmıştır ya kızağa!Ya çığa!.Belki sabah çıkan oğlu bir daha dönmemiştir eve, ya kurt kapmıştır ya eşkıya...Bir dertli ana ağlıyor iki eli iki dizinde, göz yaşları koynuna birikmiş, belli ki çaresizlik içinde, belki evi yıkılmış, belki de kırk yılın emeği kül olmuştur...Artık yol görünmüştür, iyi bak ana iyi bak! Bu son görüşün olabilir, bu köy bir daha bizim olmayabilir... İyi bak ana, bir daha beri ye (1) gidemeyecek, yaylalara çıkamayacaksın. Kim bilir belki yolun İstanbul’a, Bursa’ya... varacak, orada yayla yok, bağ yok, bahçe yok, koyun yok, kuzu yok. Bir baba, bir ana bir de çocukları, bir traktörün römorkunda düşerler şehir yollarına..Hayat uğruna, aş, iş ve de can güvenliği...Hayat bağrını dövmeye devam ediyor...Peri Suyu gibi. Sen hep gözü yaşlı  kaldın anam Yedisu’da...Oğluna ağladın, kızına ağladın, haline ağladın, vatanına ağladın, Mehmetçiğe ağladın, cahilliğine ağladın.. Hayattan bir şey anlamadın. Güneş doğmadan kalkıp ayran yayardın, kuşlukta beriye gider süt sağardın. Eve döner aş pişirirsin, ellerin ipek, parmakların ojeli değildir, sen ne anlarsın sanattan, sinemadan, romandan, şiir den... Bildiğin bir şey vardı; güneş, kuşluk ve akşam... ve yorgun düşen kollar. Ya senin boynun niye bükük ana? Elinde bir ekmek ve soğan, ayağında kara lastik ile duran çocuk....Bundan dolayı Şair Kemalettin  KAMU haline bakarak şöyle dememişmidir: “Önümüzde bir sürü, arkamızda bir köpek /Dolaştırıp dururuz aynı dağı sılayı / Okuma yok, yazma yok, kuzular söyler bize yılların geçtiğini” Artık usandım bunları yazmaktan, önceki yıllarda göremediğim bir hareketlilik var Yedisu’da! Burada yaşayacaksınız, en azından buraları göreceksiniz? Yıl boyu bu yörede yaşayanları düşünün. Bu işin kışı var, yılın 4-5 ayının karla kaplı olduğu, yolların geçit vermediği bu bölgede canını seve seve vatan uğruna hizmet veren Mehmetçik var.

      Artık Peri Suyu, Yedisu’da başka akar... İnce, uzun ve güçlü... Şöyle bir anılara uzandım, geçmişi gözledim... Yıkılanı, yakılanı düşündüm. Yazamadım tüm bunları, yazmak veya yazmamak arasında takıldım kaldım ama yazamadım... Yazsam bile yayınlanamazdı, sadece gördüm, ama yazamadım...

İlçemizin kısa bir anatomisinden görüntüler tazeleyerek daha iyi yarınlar için sevgi ve saygılarımı sunarım.

(1) BERİ:Yaz aylarında belli mevkilerde  kadınlar tarafından koyun ve keçilerin sağılması olayı.

 

            Osman Nuri BESİ
            
                                                                                                             
            İlçe Yazı İşleri Müdürü

                                                                                                                         

FOTOĞRAF GALERİSİ