24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ....!

            Atın ayağı bir çamura basmış, meydana gelen çukura da bulanık sular dolmuş, rüzgârın getirip buraya düşürdüğü saman çöpünün üzerine konan karınca ise saman çöpüyle birlikte bu su da dolaşıp dururken kendi kendine söyleniyormuş. “Uçsuz bucaksız bir denize düştüm, vah benim halime” avuç içi kadar bir suda kendisini uçsuz bucaksız bir denizde zannedip feryadı basan karıncanın böylesine korkuya, endişeye kapılmasının tek sebebi görüş sahasının kısa, gözünün küçük oluşudur. Şayet başını kaldırıp ta şöyle bir etrafına baksa görecek ki ne uçsuz bucaksız bir deniz, ne de öyle korkulacak bir nehir. Bir parmak ötesinde toprak…Bu misal bana içinde bulunduğumuz hayatın, ızdırap ve korkularını hatırlatır. Acaba derim biz de bu karınca gibi mi oluyoruz. Bazen günlük sıkıntılarımız, üzüntü ve ızdıraplarımız bizi bu hale mi sokuyor... Şöyle başımızı kaldırıp ta içinde yaşadığımız dünyanın gelmiş, geçmişlerine bir baksak durumumuz biraz hafifler, sıkıntılarımız biraz izale olmaz mı? Bizi derin üzüntülere gark eden olaylar, yahutsa şımarık sevinçlere götüren vakalar ne kadar devamlı ve ne kadar bizimledir. Aşırı üzülmeye, yahutsa aşırı sevinmeye ne gerek vardır.?

            Asrımıza medeniyet asrı diyemezsek de ilimler, keşifler, atomlar, füzeler, roketler, bilgisayar asrı, feza çağı diyebiliriz. Zira bugünün insanı çalışması sayesinde aya ayak basmış bulunuyor. Belki bu başarısını yarın daha da ileri götürecektir. Fakat bütün bunlara rağmen asrımızın insanı huzursuzdur mesut değildir. Bugünkü insanların haline bakıp ta hüküm vermeye hiç kimsenin hakkı yoktur; çünkü bugünün insanları tembeldir, uyuşuktur, ömrünün büyük bir kısmını oyun ve eğlenceler peşinde geçiren bir insanda ne beklersiniz. Dünya hayatını sadece yemek, içmek ve eğlenmekten ibaret gören zihniyet ne iş yapabilir. Cehalet, bir milletin en büyük düşmanıdır. Bir milleti dinden ve ilimden mahrum bırakırsanız o milletin esir düşmesi zor değildir. Cehaletin hüküm sürdüğü yerde adalet, hakkaniyet beklemek hayaldir. Cehalet bir milletin yüz karası ve en büyük düşmanıdır. Onu imha etmeden diğer düşmanlara karşı zafer mümkün değildir. Faydasına ve lüzumuna inanılan ilmi nerede bulursak oradan almamız, kimde görürsek onda öğrenmemiz gerekir. Bir insan öğrenmeyi veya öğretmeyi yahut dinlenmeyi kendisine şiar edinmelidir. Bunların dışında kalan, kendisini helâk olmuş bilmelidir. Nitekim bir Çin Atasözü ne güzel belirtmektedir:

 

                        Düşünüyorsan bir yılı, hiç durma tohum ek

                        Tasarlıyorsan on yılı, hemen bir ağaç dik

                        Yüz yıllık zamansa, başla halkı eğit

 

                        Ekersen bir defa tohum, bir ürün alırsın

                        Dikersen bir sefer ağaç, on defa alırsın

                        Eğitirsen milleti sen, yüz olur ürünün

 

                        Birine balık verirsen, doyar bir defalık

                        Öğret balık tutmasını, doysun her defalı

 

                             Değerli Öğretmen Kardeşlerim..!

 

      Bilindiği gibi görevlerin üzerinde olan çok kutsal bir görevi ifa etmektesiniz. İstikbalin bakanını, valisini, savcısını, sanatkârını siz yetiştirirsiniz. Böyle kutsal bir mesleğin mensupları, tarihin her devrinde olduğu gibi bundan böyle de hürmet ve ihtirama layıktırlar. Köyümüzde, şehrimizde öğretmenin apayrı bir yeri ve değeri bulunmaktadır. Bu kaybolmayan hürmet ve saygıyı devam ettirmek ise sizin davranışlarınıza bağlıdır. Bu bakımdan toplumdaki yerinizi muhafaza sizin görevinizdir. Eğitim daha ayrı bir sanattır. Kültürün yanı sıra beceri ve şefkat isteyen, kin ve nefret katiyen kabul etmeyen bir davranıştır. Öğretmenini örnek alan nice öğrenciler, hayatlarına onun gibi yön verirler. Öğrencinin gözünde öğretmen; dert yanan değil, dertlere deva bulandır. Onun konuşması, oturması cahil bir kimseninkinden çok ama çok farklıdır. Süratle ilerleyen teknolojinin yanında, eğitimde çok büyük boyutlar kazanmıştır. Topluma hizmet verecek, bütün insanları sevecek, korkutmayacak, davet edecek bir neslin yetiştirilmesi sizi bekliyor. Yıldırmadan, sevdirerek eğitelim. Bu eğittikleriniz istikbalin yüzünü güldürecektir. Bizler toprak olunca da ardınızdan dualar edecektir.

    Dünyada en güzel huzur, görevini vicdan huzuru ile yapabilmektir. Her adımının, her sözünün izahını yapabilmek kadar, hesabını verebilmek kadar mutluluk tasavvur olunamaz.’’En hayırlı insan başkasına faydalı olan insandır.’’düsturuyla hareket ederek, daima yapıcı topluma faydalı eserler verilebileceğinden emin olarak 24 Kasım Öğretmenler Gününüzü en içten dileklerimle tebrik eder, çocuklarımın da öğretmen olmaları dileği ile sözlerimi öğretmene duyulan bir şiir ile bitirerek en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 

 

                            ÖĞRETMENİM
 

 

            Viran oluyor gönlüm senden ayrı kaldıkça

            Sözlerinin tadını unutmam yaşadıkça

            Helal et de hakkını, öleyim ben rahatça

            Biçare gönlüm sizi görmek istiyor öğretmenim.

 

          
            Sizden ayrı kalınca, uyduk hep nefsimize

            Yanlış yollara düştük, bilmem ne oldu bize?

            Şeytan bakıp gülüyor, kararan kalbimize

            Biçare gönlüm sizi görmek istiyor öğretmenim.

 

 

 

                                                                  Osman Nuri BESİ

                                                                  Yedisu İlçe Yazı İşleri Müdürü
FOTOĞRAF GALERİSİ